islami forum

Gönderen Konu: VİRD İLE İGİLİ YARDIM  (Okunma sayısı 9074 defa)

ELFİRA

  • Newbie
  • *
  • İleti: 24
  • Karma: +0/-0
VİRD İLE İGİLİ YARDIM
« : Mart 27, 2010, 03:52:07 ös »
HOCAM BEN YENİYİM BİRAZ VİRD NASİL YAPILIR NASIL YAPILIRSA DAHA MAKBUL OLUR YARDIMCI OLURSANİZ SEVİNİRİM NELERE DİKKAT ETMELİYİZ YAPARKEN NELER YAPAMALIYIZ GİBİ



P.I.R

  • Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 618
  • Karma: +4/-0
Ynt: VİRD İLE İGİLİ YARDIM
« Yanıtla #1 : Mart 28, 2010, 10:19:32 öö »
INSAN GIZLI ZİKİRLE ALLAHTAhuzuru ele geçirmektir. Bunun en birinci ve en kolay yolu, kalbi devamli zikirle mesgul etmektir. Zikir, kalbi Yüce Allah’a baglayan en kisa, en kolay bir yoldur. Zikrin en büyük fazileti, zikreden kulu, Yüce Allah’in özel olarak huzurunda zikretmesidir. Alemlerin Rabbi Yüce Mevla’mizin:


“Siz beni zikredin; ben de sizi zikredeyim.”42 Müjdesi, zikrin faziletini anlatmaya yeter de atar bile. Su kudsi hadis de, zikir ehline özel müjde vermektedir:



“Kulum beni zikrettiginde, ben onunla beraberim. Kulum beni gizlice içinden zikrederse, ben de onu özel olarak zatimla zikrederim. O beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu daha hayirli bir topluluk içinde ( meleklerimin arasinda ) zikrederim.”43

Su ayet gerçek akil sahiplerini bize tanitmaktadir:

“O gerçek akil sahipleri, ayakta (yürürken) otururken ve yanlari üzere yatarken ( bütün hal ve zamanlarinda ) Allah’i zikrederler. Göklerin ve yerin yaratilisini tefekkür ederler.” 44

Büyük müfessir Fahruddin Razi (rah): “Bir kalp ancak Yüce Allah’in muhabbeti ile dirilir, sevgisiyle hayat bulur, zikriyle huzura erer, diyor ve ekliyor: Bir kul ancak diliyle zikir, azalariyla sükür, kalbiyle fikir içinde kaybolup bütün varligi ile devamli Allah’a kulluk yaptiginda gerçek insan olur.” 45

Diger bir ayette Yüce Allah, kendisi ile her an beraber olanlarin halini söyle belirtir:

“Onlar öyle erlerdir ki, herhangi bir ticaret ve alisveris kendilerini Allah’i zikretmekten, namazi kilmaktan ve zekati vermekten alikoymaz. Onlar, yüreklerin ve gözlerin dehsetten ters dönecegi ahiret gününden korkarlar.”46

Allame Alusi (rah.) bu ayetin tefsirinde der ki: “Islam Ümmeti içinde bir çok ehl-i tarik ve özellikle Naksibendi büyükleri, ayette anlatilan daimi zikir haline ulasmislar ve bu zikre ulasmayi en büyük gaye edinmislerdir. Zikir onlarin kalbinde iyice yerlesmistir. Öyle ki hiçbir halde Yüce Allah’i zikirden gafil olmazlar.” 47

Iste Allah dostlari, bizlere bu zikir çesidini yaptirarak, bizleri bu müjdelere ulastirmak istemektedir.

Hz. Resülullah (s.a.v) Efendimiz:



“Zikrin en hayirlisi, gizli zikirdir,” 48 buyurmuslardir.

Arifler zikri, veliligin diplomasi olarak tarif etmislerdir. Zikirsiz, kalb uyanmaz, Allah dostu olunmaz.

Gavs-i Sani Seyyid Abdulbaki (k.s) Hz.leri, bir sohbetlerinde zikir hakkinda söyle buyurdular:

“Zikir kalbin gidasidir; gidasini almayan kalp zayiflar, sonra ölür. Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanir, manen hayat bulur. Haramlar ve islenen günahlar ise, seytanin gidasidir. Islenen günahlar, insanin kalbini zayiflatir; onun düsmani olan nefsi ve seytani kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanin içinde kalp, nefis ve seytan devamli mücadele halindedir. Rabbü’l-Alemin:



“Dikkat edin, uyanik olun; kalpler ancak Allah’in zikriyle huzur bulur,” 49 buyurmustur.”

Vird, düzenli bir sekilde günlük olarak yapilan ders ve zikir demektir. Naksibendilikte bu ders ve zikirler, gizli usulle yapilir. Bu yolda vird olarak uygulanan üç çesit zikir vardir. Birincisi kalp zikri, ikincisi letaif zikri, üçüncüsü de nefyu isbat zikridir. Bunlari kisaca açiklayalim:

KALP ZIKRI

Kalp zikri dersi almanin bazi sartlari vardir:

1-Yukarida anlatildigi usullerde mürside intisap edip adaplari yapacak.

2-Sadatlarin isimlerini ezberleyecek.

3-Sag elinin sehadet parmagi olacak.

Bu ders herkese tavsiye edilir, kendi irade ve arzusuna birakilir, zorla yaptirilmaz. Zikir dersi isteyen müride ilk olarak kalp zikri verilir. Kalbin üzerinde Lafza-i Celal (Allah) zikri çekilir. Bu zikir en az bes bindir. Bu sayinin altina düsülmez. Onun nasil çekilecegini bizzat mürsid veya onun görevlendirdigi vekili tarif eder. Bu zikir su sekilde yapilir:

Mürid, abdestli olarak kibleye karsi adap üzere oturur. Önünde iki tane tesbih bulunur. Birisi zikir çekecegi tesbih. Digeri de ne kadar çektigini belirlemek için kullanacagi tesbih. Bes bin zikir çeken kimse yüzlük tesbihi elli defa devir yapacagi için bunu belirlemek için tesbihlerden birisinden elli tane ayirir ve onu sol eline alir. Basina ön tarafini dizlerine kadar örtecek bir bez atar. Beyaz bez tercih edilir. Sonra gözlerini kapatir.

Zikre baslarken, günahlarin kalbi sardigi, bu halle gerçek zikrin çekilemeyecegi, ilahi yardima muhtaç oldugunu düsünerek 25 defa estagfirullah der.

Pesinden 8 (sekiz) adet Fatiha okuyup 8 sart kismindaki sirayla bagislar; ancak hediye edilen Sadatlarin ruhlarindan istimdat isteme yoktur. Kalbin uyanmasi, toplanmasi ve zikre hazirlanmasi için biraz (bes dakika kadar veya daha kisa) mürsid rabitasi yapar, mürsidden manevi destek ve feyiz bekler. Sonra, sag elindeki tespihini elinin basparmagi ile orta parmagini birlestirip sol memenin dört parmak asagisindaki insani kalbinin üzerine kor. Dilini damagina yapistirip sehadet parmagi ile tespihi hizlica çevirirken kalbiyle Allah Allah Allah diye zikreder. Yüzlük tespihi sonuna kadar çevirince, diliyle kendi duyacagi bir sesle: “ilahi ente maksüdi ve rizake matlubi” der. Bunun anlami sudur: ‘Allahim! Benim maksadim sensin, aradigim ise senin rizandir.’ Bunu söylerken, ayni anda bu sözünde sadik olmadigini, nefsinin yalanci oldugunu düsünür. Tekrar azimle zikrine devam eder.

Bu duayi her yüzden sonra söyler ve böylece tespihi elli defa çevirerek 5 (bes) bin virdi tamamlar.

Virdin sonunda, amelimi hakkiyla yapamadim diye üzülür, Allah’in rahmetine güvenir, zikir esnasindaki kusurlari için 25 defa estagfirullah der ve gözlerini açar.

Vird esnasinda rabita yapilmaz, bu tehlikelidir. Virtte kalb sadece zikre baglanir; alemlerin Rabbini zikrettigini düsünür, bütün dikkatini kalbindeki zikirde toplar.

Kalp zikrini vekiller 21 bine kadar artirabilirler. Alinan bir zikrin vücuda yerlesmesi ve vücudun zikre alismasi için en az 4 ay çekilmesi güzel olur. Bundan sonra istenirse artirilir. Ancak özel durumlar ve gelismeler olursa bu süreden önce de mürside veya vekiline danisilir. 21 binden sonrasi Letaif virdine girer ve onun zamanini mürsid belirler.



LETAIF ZIKRI

Önce letaifler hakkinda biraz bilgi verelim.

Letaif, insan vücuduna yerlestirilmis manevi, nurani cevherlere verilen bir isimdir. Bunlar gizli, sirli ve iç bünyede sakli cevherlerdir. Bas gözüyle görülmezler, ancak gördükleri vazifelerden varliklari anlasilir. Insanin asli bunlardir. Bu cevherler mümin kafir her insanda mevcuttur. Kamil mürsidler bu cevherleri ilim, tecrübe ve müsahede ile taniyip yerlerini ve vazifelerini tespit etmislerdir. Bu konudaki açiklamalarin özeti sudur:

Cenab-i Hakk (c.c) insani on asil seyden yaratmistir. Besi mahlukat alemi denilen halk alemindendir. Bunlar toprak, su, hava ates ve nefistir. Bunlarin baskani ve hakimi nefistir.

Ölçü ve hesap ile bilinebilen, gözle görülen ve incelenebilen cisimlerden olusan aleme ‘halk alemi’ denir.

Diger bes unsur ise, asillari alem-i emirden olan insani kalb, ruh, sir, hafi ve ahfadir. Bunlarin baskani ve hakimi kalptir.

Ruhun sarayi kalptir. Ruh kalbe hakimiyetini kurunca, kalp bedeni ona göre yönetir; ruh vasitasiyla aldigi ilahi feyiz ve terbiyeyi bedenin bütün islerine yansitir.

His, hayal, yön ve mekanla sinirlanmayan, mesafe ve maddesi olmayan, Allahu Teala’nin ‘ol’ emri ve iradesinin tecelli etmesiyle yaratilan seylere ‘emir alemi’ denir.

Allahu Teala yüce kudreti ve ince hikmetiyle her iki alemin latifelerini ask yoluyla aralarini birlestirmis ve kaynastirmistir. Öyle ki bunlar birbirinden ayrilmak istemezler. Bu asktan dolayi halk aleminin latifeleri emir aleminin latifelerini hükmü altina almistir.



Letaiflerin Vücuttaki Yerleri:

Kalb, sol memenin dört parmak altindadir. Ilahi huzur ve tecelliyat mahallidir.

Ruh, sag memenin dört parmak altindadir. Ilahi ask ve muhabbet mahallidir.

Sir, sol memenin iki parmak üstündedir. Ilahi marifet mahallidir.

Hafi, sag memenin iki parmak üstündedir. ilahi tecelli ve nurlar içinde kaybolma mahallidir. Buna istigrak denir.

Ahfa, gögüs kafesinin üst ucundan yani girtlak çukurundan iki parmak kadar asagidir. Ilahi sir mahallidir. Gizli ilimler ve tecelliler merkezidir. Burada elde edilen duruma izmihlal denir.

Nefs latifesinin yeri iki kasin ortasidir.

Bütün latifelerin merkezi kalptir. Kalb ruhun sarayi hükmündedir. Terbiye olmamis nefs, devamli kötülügü emreden sifatiyla kalbi tamamen hükmü altina aldigi zaman, kalbden Allah için hiç bir hayirli amel çikmaz. Bu durumda ruh da, nefsin arzularina bagimli hale gelir. Artik kalb ve ruh asli vazifelerinden uzaklasmis ve ölmüsçesine gaflete düsmüs olurlar. Bu hal kalbin perdelenmesi ve günahlarla kararmasidir.

Insanin bu durumdan kurtulmasi için çok ciddi bir tedaviye ihtiyaci vardir. Bu tedavinin en güzel ve en kolay yolu bir mürsid-i kamilin elinden tövbe alip, kendisine intisap edip manevi terbiyeden geçmektir.

Mürsid-i kamil, kendisine intisap eden müride önce güzel bir tövbe yaptirir. Sonra zikir telkin eder. Bu zikrin nuru ilk olarak kalbe, sonralari diger letaiflere sirayet eder. Zikre devam edildiginde kalpten Allahu Teala’nin sevmedigi ve razi olmadigi düsünceler silinip gider. Zikir kalbe iyice yerlesince her halde zikretme haline geçer, böylece gaflet yok olur. Zikir sayesinde insanin sifatlari degisir, insanda Cenab-i Hakk’in razi oldugu ahlak ve sifatlar olusur.

Mesela münafiklik, nefsin kötü sifatlarindan birisidir. Vücuttaki su unsurunun özelligi ile irtibatlidir. Suda, bulundugu kabin seklini ve rengini alma özelligi ve bulundugu sartlara göre degisme sifati vardir. Bu sifat, insana yansir ve iki yüzlülük meydana gelir. Ancak bu sifat, mürsid-i kamilin terbiye, himmet ve tasarrufu ile alçak gönüllü olmaya dönüsür. Kalpten nifak ve yalancilik gider, yerini samimiyet ve mertlige birakir.

Ates unsurundan kaynaklanan zulüm ve hiddet sifati, Islam’in emir ve hükümleri karsisinda gayrete, ince davranmaya ve rahmani taraftarliga dönüsür.

Havadan ileri gelen kibir ve üstünlük taslama sifat, izzet, vakar ve heybete dönüsür.

Toprak unsurundan kaynaklanan tembellik, uyusukluk gibi durumlar, sabir ve efendilik sifatina dönüsür.

Letaifleri hakiki vazifelerine döndürmek gevsemeyi gidermek için onlarin zikir nurlari ile aydinlanmasi, temizlenmesi ve beslenmesi gerekir.



Letaif Zikrinin Çekilisi

Naksibendi yolunun büyükleri kalp virdini basariyla tamamlayan kimseye Letaif virdi vermektedirler. Bu zikir de “Allah” ism-i serifi ile yapilir. 23 bin ile baslar, 101 bine kadar devam eder. Bu zikrin çekilis vaktini mürsid belirler ve seyrini kendisi takip eder.

Letaif virdi, alti latife üzerinde çekilir. Bunlar sirasiyla kalp, ruh, sir, hafi, ahfa ve nefis latifeleridir. Bunlarin yerleri yukarida anlatildi.

Mürid, letaifler üzerinde aynen kalb zikrinde oldugu sekilde zikir çeker. Her latife bir kalp gibidir; zikir onun üzerinde çekilir. hedef, her bir latifenin zikre geçmesi, uyanmasi, olgunlasmasi ve böylece bütün vücudun zikre geçmesidir. Buna zati zikir, sultani zikir, denir.

Tesbihi zikir çekilecek latifenin üzerine koyar ve kalb zikrinde oldugu gibi Allah Allah diyerek hizlica çevirir. Kalb zikrindeki edeb ve usullere dikkat eder. Her yüz tespihten sonra dille, kendi duyacagi bir sesle ‘Ilahi ente maksüdi ve rizake matlübi” der.

Çekilecek zikir miktari alti latifeye paylastirilir. Önce kalpten baslanarak her latifede biner biner zikir çekilir. Nefs latifesiyle bir tur tamamlanmis ve alti bin çekilmis olur. Tekrar kalbe dönüp ikinci tura baslanir. Binlik kaç turun gerektigi bastan tespit edilir ve hepsi tamamlanir. Sonra, kurtarirsa her latifede bes yüz bes yüz zikir çekilir. Bes yüz fazla gelirse yüzer yüzer taksimat yapilir. Sonra kalan olursa, otuzüç otuzüç taksimat yapilir. Otuzüçler çekilirken yüzün tamamlandigi latifede ‘‘Ilahi ente maksüdi ve rizake matlübi” denir.

Kisaca taksimat bin, bes yüz, yüz ve otuz üç siralamasiyla yapilir. Letaif zikri çekilirken bitmeden ara verilmesi gerektiginde mümkünse bir kere devir yapip tek sayida birakmak güzel olur. Mesela yedi bin, dokuz bin, onbes bin gibi. Ancak zor durumda herhangi bir latifede iken ara verebilir. Sonra kaldigi yerden devam eder.



NEFY U ISBAT ZIKRI

Letaif zikrinde basarili olan müride Nefy u isbat zikri tarif edilir. Bu zikir, zikirlerin en faziletlisi olan “la ilahe illallah” zikridir. Buna Kelime-i Tevhid zikri de denir. Bunun zamanini da mürsid belirler. Bu zikrin çekilis seklini mürsidin kendisi veya bizzat görevlendirdigi bir kimse yapar.

Bütün bu terbiye ve zikirlerle elde edilecek sonuç zati zikirdir. Zati zikir, insanin bütün vücuduna yayilan, benligini saran, kalbini Allah askinda toplayan zikirdir. Bu zikir haline ulasan kimse yürürken, otururken ve yatarken devamli Allahu Teala’yi zikreder. Ayrica zikir nuru onun bütün etine kemigine yansir. O insan bu nur ile bütün esyanin zikrini isitecek, hissedecek bir makama ulasir. Artik her sey ona Allah’i hatirlatir, her varlik bir ilim sebebi olur, hikmet ögretir, ilahi sevgisini artirir. Bunlarin sonu müsahede ve güzel ahlaktir. Müsahede, ihsan makami olup Allahu Teala’yi görüyor gibi O’na kulluk yapmaktir.